...



Yazıyı bu şarkıyı dinleyerek okumanız tavsiye edilir.
https://youtu.be/9OIjPKLuu5g

Ölmek mümkün değilse ve yaşamayı da beceremiyorsa insan, geriye kalan tek şey sürünmektir. Ne için yaşıyorduk içten içe ölmeyi arzularken? Kaç kere intiharı düşünürken arkamızda bırakacağımız sevdiklerimizin acı dolu yüzü gözümüzde canlandı ve durdurduk kendimizi? İnsanlar için önemli olan tek şey sizin nefes almanız ve uzuvlarınızın diğerleri kadar normal çalışması.  İki ayağı üzerinde dururken de sürünür insan. En keskin taşların, dikenli tellerin üzerinde, her yeri kan revan içinde ve acıdan kıvranarak sürünür iki ayağı üzerinde. Etrafındakiler yalnızca gülümseyen bir yüz görürler. Deri, bütün bedeni saran en sağlam maskedir. Bazı insanların derilerinin dışı çok yumuşak içi ise zımpara kağıdı gibidir. Dışarıdan bakan herkes, kişiye  kıymetinden, değerinden bahseder. "İçim her gün ince ince liğme liğme" diyemezsin. Kimseye derinin içe bakan yüzeğinin zımpara kağıdı olduğundan bahsedemezsin. Tek mesele derin olsa belki baş edebilirsin ama kalbinden de muzdaripsin. "Kalbimin her yerine batmış kıymık gibi toplu iğneler var. Her toplu iğnenin başı bir insan aslında ve kalbim her çarptığında bir ileri bir geri gidip kanatıp duruyorlar" diyemezsin. Söylemek, anlatmak incelikli meseleler. Konuşmak anlaşılmaktan geçer. Kimsenin anlamayacağını bildiğin bir derdi söze döküp zaten az olan enerjinden de mahrum olmayı göze alamazsın. Yüzüne anlamsız ifadelerle bakıp laf olsun diye ağızdan dökülen çıplak kelimelerin hepsi kucağında kalır. Bir de konuşmaya çalıştığın insanın son görüntüsü hafızana kazınır. Sırtı elbette. Hepimiz birbirimizin sırtına mahkumuz bir şekilde.
 Bazı insanlar tanıdım. Beni kürt çalısına benzeten, pamuğun dikenli sapına benzeten, kirpiye benzeten insanlar tanıdım. Bütün benzetmelerin ortak paydası dikenli olmalarıydı. Oysa benim ne dikenim vardı başkasının elini kanatan ne sapım. Gözünüzden hiç sulu yaşlar aktı mı? Benim aktı. Hiç ağlamadım ben. Hep acıdan gözlerim yaşardı. Soğanın acısı gibi, mimiksiz, ıslak yüzden fazlasına ulaşamadım. Dişlerini sıkmaktan fazlasına sahip olmadım. Eşyayı seven, bitkileri, ağaçları seven insanlar tanıdım. Ancak bir türlü insanı seven insan tanıyamadım. İnsandan iğrenen, nefret eden, insan olmaktan utananına her yerde rastladım, insanları seviyorum diyeni ne gördüm ne duydum. İnsan sevmekten bile suçlandığım olmuştur. İnsan gerçekten yeryüzündeki en garip mahluktur. İçi beni yakıyor. Dışı, sevgiyle selamla...