Astar

 

İçimi bir çantanın astarı gibi düşünecek olursam, astarımı çantanın dışına çevirdim. Başta içim kirlenir sandım, sonra unuttum astarla dolaştığımı, uzun süre her şeyden neden bu kadar derin yaralar alıyorum diye hayıfladım. Sinek konsa kan kaybından ölecek gibi olurdum. Etten deriyi çıkarınca zor oluyormuş direnmek. Neyse astar diyordum. Kimse de astarıma büründüğümün farkında değildi. Soyunmanın bu kadar bokunu neden çıkardım ben de bilmiyorum. İçimi dışıma çıkarmak uzun süre pek de iyi bir fikir gibi gelmedi ama bir kere taşmıştı artık. Neyse olayların üzerinden uzun zaman geçti. Geldiğim sonucu yazacağım şimdi. İnsanın iç astarı çantaninkine benzemiyormuş. Öyle kolay yıpranmadığı gibi bok püsür olayları gübreye çevirebiliyormuş. Tabi o işlem öyle kolay bitmiyor, zaman isteyen bir şey. Gübreye çevirme işi devam ediyor. Bazı bölgeler çiçeklendi. Dışımı içime yani olması gerektiği yere geri tekrar yerleştireceğim. Bu arada geçen zamanın dışıma ne hediyeler verdiğiyle de yüzleşeceğim. Bu kadar boktan olayın beni bu noktaya getireceğini bana söyleselerdi inanmazdım. Zamanında içime bazı tohumları atmasam şu an böyle olamazdım.