Yasamak kendi kendini oyalama sanatından başka bir şey değil. Bundandır meşguliyetin bu kadar ehemmiyetli olması. Çok yoğun insanlara içten içe saygı duyulması hep bu yüzdendir. Ne yapar çok meşgul insan? Eve iş getirir. Muhasebeci olsun diyelim. Hesap makinesi masanın üzerinde, gözlükleri gözünde, sessizlik içinde ve gayet ciddi bir biçimde hesap yapmaktadır. Neyi hesaplamaktadır? Bu hesap kimin işine yarar? Etrafındaki insanlar için bu önemli değildir. Mesela eve gelen bir komşu ciddiyetle çalışan bu adamı gördüğünde nispeten daha sessiz geçer kapının önünden diğer odaya. Çünkü çok meşgul bir adam vardır odada. Kimsenin anlamadığı işlerle uğraşan ve son derece ciddi görünümlü bir adam. Böyle insanlara oldum olası imrenmişimdir ve içten içe de bir iğreti duymuşumdur. İmreniş sebebim gayet basit. Hesap makinesi gibi anlamsız bir makinenin karşısında saatlerini bu kadar ciddi harcayan bir insan, dünya dertlerinden uzakta, önemli olan tek şey hesabın doğru çıkması. Gerçeklikten uzak, sokakta üşüyen kediden, evsiz kalmış çocuklardan, savaş mağduru insanlardan, güvensiz olduğu için yabancı diyarlara sürüklenenlerden hepsinden uzak. Aklından geçen tek şey rakamların birbirini tutması. Kendini adamış adam. İğreti uyandırması da yapmacıklığından gelir hep. Çocukken yapacak fazla iş yoktur hayatımızda. Etrafımızda gördüğümüz yetişkinleri taklit eder, ağaç yapraklarından yemekler yapar, plastik arabalardan yarış birincisi çıkarırdık. Yetişkin olunca birçok işin bende bu duyguyu uyandırdığını fark ettim. Bu duyguyu hissettiren her şeyden bir bir kaçtım. Yapmacıklı hayatlardan uzak durmaya çalışmanın ağır bedelleri vardır. Göze alınan şey düşünülenden fazladır. Yapmacıklık sadece hesap makinelerinde, bulaşık makinelerinde olsa insan kolayca kaçabilir. Toplumun her yerine sinmiş yapmacıklık kokusundan uzak durmak yalnızlık getirir. İşsizliği peşinden sürükler. Tutunamamayı getirir. Tutkuyla sarılabileceğin gerçek bir şey buldun buldun. Bulamazsan ya yenilir eline hesap makinesini alırsın ya da sürüklenir durursun oradan oraya. Gerçeklere tutunanlara saygı ve selamla.

 Çok güzel olduğunu hayal ediyorsun. Gece gündüz, sabah akşam, uyumadan önce ve uyuyana kadar, sessiz kaldığın her an çok güzel olduğunu düşünüyorsun. Oturduğun yerden kalkmıyorsun. Kımıldamadan güzelliğini düşünürken saçların yağlanıyor. Saçlarının yağlandığını fark edip yağlanmamış saçlar hayal ediyorsun. Işıl ışıl parladığını düşlerken tırnakların uzuyor. Uzun tırnaklarının arası kir dolu. Çok güzel kokmayı hayal ediyorsun. 5 gündür aynı kazak üstünde. Yatarken de aynı kazakla uyuyorsun. Uyurken gördüğün kabusların kokusu kazağın üstüne sinmiş. Sen uyanır uyanmaz çok güzel koktuğunu hayal etmeye devam ediyorsun. Yataktan koltuğa geçerken birden gözün aynadaki aksine takılıyor. Durup kendine bakıyorsun. Kendini öldürmekle banyo yapmak arasında bir seçim yapman gerekiyor. Kendini öldürmeyi seçiyorsun.