ölüm biriktirdim. ölülerimi beyaz ince bir kağıt gibi katlayıp üst üste içimde bir yere gömdüm. içimin en beyaz yeri, içi ölülerle dolu kağıt desteleri. dışımız da artık benim içim gibi. toprakta da ölüler için yer kalmadı. dışımda da ölüler, hem de tanıdığımız, hem de seviştiklerimiz, beraber delirdiklerimiz, beraber direndiklerimiz tıpkı içim gibi toprağın içinde üst üste gömülü. iki kardeşi kaç baba gömebilir kendi elleriyle bir mezara? elleri titremeden toprağı hangi el kazabilir? kaç insanın içi kaldırır kefeni çürümemiş mezarın üstüne taze kefenin konuluşunu görmeyi? şimdi hangi dua iyileştirir bizi? toprak şaşkın, içim suskun. beyaz kağıtlar kesikler açıyor içimde. üst üste kefenler toprağı kanatıyor. insanlar, yani hala biraz olsun canlı kalanlar, kanayan toprağa basıp yürüyor. ayakkabılarının çamur olduğunu sanıyorlar. toprakla su buluştu, su bulandı, toprak çoğaldı, ayakkabılarına yapıştı sanıyorlar. toprak kanıyor oysa. çünkü toprak artık yuttuklarını sindiremiyor. toprak kanayamadığında, kan kusuyor. ayakkabılarınıza bulananlara iyi bakın. belki bir parçamız ,,