ah kalbim

nasıl bu kadar yorgun düştün?

yaşamak ne güzel, ne bereketliydi senin için oysa

hevesle koşardın aşklara ve acılara

ne oldu da üzerinde sanki bir kaya varmış gibi 

her çarpışta beni daha çok yormaya başladın?

ve o kaya öyle uzun zamandır orada ki

senin sıcaklığınla ısınmış durumda 

elbette kaya maya yok ortalıkta oysa

yaşama sevincini katladın kaldırdın

kendini öldürmek için uğraştın başaramadın

şimdi kaburgalarımın üzerinde oturmuş bir kız çocuğu

eskisi gibi ayaklarını sallamıyor

dizlerini karnına çekmiş, 

nadiren başını kaldırıyor 

dizlerinin etrafına doladığı kollarının üzerinden

umudu kaybettin.

bir yerlerde cebinden düştü biliyorsun

bir ses duydun düştüğü gün

yere bir şey düştüğünde çıkan o seslerden birisiydi işte

senin de her zamanki gibi acelen vardı

ve zaten gözlerin de bozuktu

öylesine yere baktın

bir şey göremedin 

ve yürüdün gittin

sonra sonra umutsuzluk sarınca her yanını

"yahu benim umudum nerede?" dedin

muhtemelen o gün cebimden düşen umudumdu diye hatırladın

yere daha dikkatli bakmadığına bile üzülecek halde değildin

keşke üzülseydin

keşke yere daha dikkatli baksaydın

keşke tam şimdi burada durup

geriye doğru gidip yarısını yaşayıp yarısını bu günlere bıraktığın acıların

hepsinin yasını tutmaya başlasaydın

belki yarına kadar bitirir, diğer güne de acısız başlamayı başarırdın

artık acı çektiğini bile hissedemiyorsun oysa 

sen artık bunu yapmak için bile geç kaldın 


                                                               30.03.19