döngü

  https://www.youtube.com/watch?v=EkhY4YXX6x4

     "24 saatin kaç dakikasında etraftaki insanları seviyorum acaba ?"

Bir saati geçmiyordur. Genel olarak umursamıyorum. Kalanında da öfkeliyim. Neye, kime pek umurumda değil. Genel bi' öfke bu. Kime neye denk gelirse işte. Tam yüksekten en yüksek olma haline geçecektim. Kırıldım. Yine bildiğim yerdeyim. El yordamıyla buluyorum aradığımı bu karanlıkta. Dipte. Kuyu desen kuyu değil. Elimi gırtlağıma sokup mideme kadar inip orada sıkışıp kalmış ruhumu ağzımdan dışarı çıkarsam hareketleneceğim belki. Ama bunu sadece hayal edebiliyorum. Bi' masa dolusu ilaçla göz gözeyim. hangisi ne için hatırlamıyorum. Doktorlar yazdı ben de alıp kenara attım. Bu sefer dibe inmeyecektim, kesin kararlıydım. İnişe geçtiğimi anladığım anda şu ilaçlardan birini çakıp paraşüt görevi görmesini bekleyecektim. Çakılmayacaktım ve dibe gelmeden bulduğum bir yüksekliğe geçici bir yuva kuracaktım. Olmadı. Dibin karanlığından yazıyorum bunları. En son bi' barda açtım gözlerimi. Herkes etrafımda dans ediyordu. Öyle çok da içmemiştim. İçmek bile gelmiyordu içimden. Dans eden insanları yararak karşımda duran siyah deri kaplı koltuğa bastım. Sonra dizlerimi karnıma çekip gözlerimi kapattım. Gözlerimi açtığımda, artık dipteydim. Aklımda dolanan cümlelerin hangisini yazdığımın da farkında değilim. Ne için yazdığımı da bildiğim yok. Bi' amacım falan da yok. 24 saatin kaç dakikasında etraftaki insanları seviyorum acaba ? Bunun bir de yansıması var. Bu yansımayı düşünüyordum aslında en başında. Neyse .. neyse...