Silüetler biçim değiştiriyordu. Altında can çekişiyordum. Yarama tampon yapmam gerekiyordu. Çok yoğun kan kaybediyordum. Bakıldığında yere düşen bir çocuğun dizinin kanaması gibi görünüyordu. Başından beri kedi gibi yaramı yaladığımdan yaranın geçeceğine inanıyordu herkes. Ben de insandım. O sıra o insanlardandım. Yaramın geçeceğini sanıyordum. Kan sızıyordu sürekli. Azalmıyordu, vücudumdan azaltıyordu. Durmuyordu. Tampon yapmam gerekiyordu. Aylar sürdü. Giydiğim her şey biraz kana bulanıyordu. Azalarak yaşamaya devam ediyordum. Tampon yapmam gerekiyordu. İnsan ancak sarıldığını basar yarasına. Başka bir tampon tutmaz insan yarasını. Kafamı yerden kaldırmayı akıl ettiğimde çevremde insan kalmadığını fark ettim. Ben geç fark etmemiştim. İnsanlar sabretmemişti. Suçlu yoktu hikayede. Tampon yapmam gerekiyordu. Sarılacak insan kalmayınca sığınacak yer aradım. Kendime sarılıp tampon yapacağımı ben de bilmiyordum. Bilecek kadar kanım kalmamıştı olanı da kaybetmeye devam ediyordum. Gölge buldum. Ancak bir gölgeye sığınabilirdim. Saklandım. Yarama kendimi bastım. Kanı durdurdum. Gölgeden müsade istemedim. Işık vurunca yok olacağını biliyorduk. Işığı beklemedik. Az kalan kanlı vücudumu alıp gittim. İşte Gölge'nin hikayesi.