Deliliğin içinde saklı bir akıl varmış. Tam manasıyla delirmeden o akla varmak olanaksızmış. O akılla yazıyorum bunu. Başımda bir akıl olması gerçekten hayret veriyor doğrusu.
İnsanın ruhu gerçekten daralıyor mu yoksa bedenimizin etrafı dış etkenler tarafından tacizkar saldırılar altındayken benliğimiz ufalıp bedenimizde kaybolmaya çalıştığı için kendimizi daralmış yani darlaşmış, sıkışmış mı hissediyoruz? Yani aslında ruhumuz daralmıyor da benliğimiz daraltılıyor bence ve en trajikomiği bedenimiz aslında son derece aktif. Yani benliğimizi iç organlarımızdan birine gelişine bir delik açıp sıkıştırmaya çalışmak yerine bedenimizle oradan gidebilir ya da "siktirin gidin" de diyebiliriz ama susup kendi sessizliğimizle kendimizi boğup, iç kanama geçirirken "neyin var yaa" diyenlere asık suratlarla "ruhum daralıyor" diyoruz. Aptalız galiba böyle bakınca galiba da değil dümdüz aptalız işte. "Varlığınızdan kaçmak için kendi kendimi boğuyorum amına koyayım." demiyoruz. Zavallı "ruhumuz".