Gece kazağımı çıkarmadan uyudum. Yarısında terler içinde uyanıp soyundum. Biliyordum. Depresyona giriyordum. Uyku sersemi kendi terimi koklarken düşünmeden kendime bunu nasıl söylediğimi düşündüm. Uyandım evden çıktım depresyonumdan kaçıyordum. Kuaföre gittim bıyıklarımı aldırdım. Aldırmazsam akşam daha çok depresyona girebilirdim. Sanki minicik tüylermiş gibi beni dibe batıran. Kabahatli arıyor çünkü insan. Sonra başka kadınların arasında oturdum. Örgü ördüm. Gözlerimi sakladım gözlerinden zorla yukarı kaldırdığım dudak kıvrımlarımı görecekleri şekilde oturup şovumu yaptım. Yanlarından ayrılmadan hemen önce sevgilimden ayrıldım. Şimdi otobüste eve gidiyorum. Sırtımda omuzlarımın tam arkasında bir ağrı var. Çok iyi tanıyorum. Aniden gelen mutsuzluk hissi, ne kötü lan sanki evim buymuş gibi. Kapıdan girince dağınık yatağımın üzerine uyku sersemi attığım kazak karşılayacak beni. Yarın sabah, bu sabahtan daha az gücüm olacak kaçmak için. Bu sabahlardan birinde bırakacağım belki de kendimi.