Deli Gömleği

 Akıllılar birbirine sarılır. Deliler kendine. Kendine bile sarılamayan deliler doğru akıl hastanesine. Deli gömlekleriyle kollarımızı birbirimize zorla tutturmalarının tek sebebi saldırganlığımızı önlemek değildir belki de. İçimizdeki bizi bize göstermek için beyaz gömlekleriyle kollarımızı bedenimize dolarlar. "Bak sen delisin!" Kendine tutunmaya çalışan ama kendini bile bulamayan, o yüzden bir türlü hayata tutunamamış kişisin.

 Ne var saçlarınızın altında? Kafalarınızın içinde, gözlerinizin arkasında ne var? Aklınızdan geçenler ne? Bir insanın kendini ifade etme çabasının yenilgisini tattınız mı? Aşklarınız diyorum. Aşklarınız dahi sizi delirtemedi mi? Hangi marka giydiniz bu gün? Cepleriniz hangi kağıtlarla dolu? Üzeri Atatürk baskılı, devlet onaylı kağıtlarla mı? Yoksa sadece mürekkepli kalemle bir iki şey karalanmış değersiz kağıtlarla mı? Hepinizi ters çevirsek mesela, sallasak sallasak öyle bi' sallasak ki iki memenizin arasında ne tuttuysanız şimdiye kadar, hepsini döksek toprağa. Kustursak sizi. Parmaklarınızı gırtlaklarınıza sokup mide asidiniz dahi bitene kadar, gözlerinizden yaşlar gele gele kustursak. Ne varsa çıksın artık ortaya. Boş bakan gözlerinizin altında sakladığınız ne kadar pislik varsa ve güzellik varsa kusun. Bırakın güzellikle çirkinlik birbirine karışsın. Ne güzel kalsın geriye ne de çirkin. Hepsi bitsin. İki memesinin arasından hiçbir şey çıkmayanları ayrı bir yere alalım. Konuşalım tükenmişlikleriyle. Sizin kustuklarınızdan onlara birer hamur yapıp, memelerinin arasına yerleştirip onları da kusmaya davet edelim. Ters çevrilip sallananlar tekrar ayaklarıyla toprağa bastıklarında kendini sallayanlara kustuklarını yedirsin. Ceza olarak da kendilerine yapılanı yapmayıp, yani onları ters çevirip sallamayıp, kusmalarına engel olsunlar. Evet. Bu ne demek? Öfkeyle, bilinçle ve diğer hissettikleriyle size dayanamayıp içinizi dışarı çıkaranlara artık siz dayanamayacaksınız. Gözünüz aydın. Artık bilinçli bireylersiniz ve kusmuğunuzu yedirdiğiniz bilinçsiz insan ordusuyla savaşmaya başlayabilirsiniz. İşin kötüsü bu bilinçsiz topluluğu siz yarattınız. Şimdi anlaşılmak için didinmeye başlama sırası. Buyurun, en iyi bildiğiniz cümleden başlayın. Duvarla konuştuğunuzu hissettiğinizde, kusmuğunuzu yedirdiğiniz günü hatırlayın. Kendinizle yüzleşebilirsiniz. Artık kendinize dışarıdan bakıyorsunuz. Nasıl ama? Marka kıyafetleri ve manikürlü  tırnaklarıyla birbirlerine aşık olan kadınlar ve adamların arasında elleri nasırlı ve ojeleri bozulmuş kadınları tanıyabildiniz mi? Çıkarabildiniz mi onları? Tam bu anda kustuğunuz an'ı hatırladınız mı? Yemek borunuzun yandığı, midenizin kasıldığı, Gözlerinizden yaşların boşaldığı fakat iki memenizin arasına bir türlü anlamadığınız bir boşluk hissinin yerleştiği o anı hatırladınız mı? Tebrikler. Burada kalın. Depresyonun eşsiz tadını, deli gömleğiyle bedeninize sarılmış kollarınızın arasında doya doya çıkartabilirsiniz.
 Yaşamanın gerçek ya da hayal olduğunu sorgulayın ve siz bunu anlamaya çalışırken dışarıda insan sürüsünün sağdan sola soldan sağa koştuğunun farkında olduğunuzu unutmayın.

2 yorum: