https://youtu.be/kFUeijXc0iw?si=T7frOCFvLU_uH0vm

Korkunun evcilleştikçe daha çok tadına bakıyorsun. Çünkü avcı reflekslerinin öldüğünü biliyorsun ya da hiç tanışmadığın için varlığından bihabersin. Korkuyu elbise gibi giymiş, konfor alanına huzursuzca sinmiş, başına gelmeyen tehlikeleri düşünerek anksiyete denizinde kulaç atıyorsun. Yeni aldığın son moda berjer koltuğun kumaşı kaba etini yakıyor çünkü savaşmayı hayal bile edemiyorsun. Başına gelirse ne yapacağını bilmediğin kabusların zigon sehpanın üstündeki yeni suladığın çiçeğin yanından sana bakıyor. Savaşsan ölmeyeceksin. Hatta belki yaralanmayacaksın bile. Ama sen bunu nereden bileceksin? Daha önce hiç savaşmadın ki. Kendinle verdiğin savaş dışında başka birine bağırmadın bile. İçinden kavga ediyorsun. Perdeler seni kapatmıyor senin üzerine kapanıyor ama işte oradasın. Terini koltuğa akıtıyorsun nedensiz yere ve nedensiz yere olduğunu da bilerek. Koltuğu çıkarıp sokağa, yakarak başla yeni hayatına. Koltuğu taşırken nefes nefese kal. Sonra perdeler aklına gelsin bir hınçla onları da sök yerinden at onları da ateşin kollarına. Sık yumruğunu çenene geçir bir tane. Düşündüğün kadar acımayınca bir tane daha geçir. Derin kanasın ne olacak? Eğer yapmazsan ruhun kan kaybından kaybolacak. Kayıp ruhların arasından sana el sallayacak. Ama sana asla yeniden uzanmayacak.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder